Öğretmenlik

10 Şubat 2023

Öğretmenlik çocuğu sevmekle başlar diye bir söz vardı eskiden… Gerçekten de öğretmenlik çocuğu, yani insanı sevmekle başlar. İçinde insan sevgisi olmayan kişi öğretmenlik yapamaz ve yapmamalı. Çünkü öğretmenlik insanlık tarihinin en kutsal ve en anlamlı mesleğidir. Öğretmen gücü nispetinde toplumun gelişmesine ve ilerlemesine katkıda bulunur. Yalnız okulda değil hayatın her anında eğitimcidir, örnektir. Toplum çok şey bekler öğretmenden. Adı üzerinde eğitimcidir. Dünyada işlenmesi en zor olan üç şeyden biri olan insan ruhunun eğitilmesi görevi öğretmene verilmiştir. Bu sebeple üzerine aldığı sorumluluk çok yüksektir ve öğretmen bunun bilincindedir ve bilincinde de olmalıdır.

Öğretmenlik bir fendir, yani ilimdir, hem de bir sanattır. Fen kısmı okullarda öğretilir, ancak sanat kısmı öğretmenin yeteneğine, ilgisine, sabrına bağlıdır. Nasıl bir sanat diye açmak gerekirse; öğretmen gerektiğinde tiyatrocu, bazen marangoz ya da elektrikçi, kaloriferci, sağlıkçı, ilk yardımcı, psikolog, ana baba, kardeş, abi, abladır ve aslında insan sarrafıdır. Hem de her öğretmen biraz Mahmut Hoca olmalıdır. Hababam Sınıfındaki Mahmut Hoca. Öğrencilerini yaptıkları yaramazlıklar için yeri geldiğinde cezalandıran (zamanın eğitim anlayışı daha farklıydı) ancak aynı öğrencilerinin okul binası tahliye edilmek istendiğinde gidip eski bir öğrencisi olduğunu sonradan öğrendiği 317 Şeref’i bulup okulu kurtaran Mahmut Hoca. Tüccar zihniyetli okul sahibine karşı sağlığını hiçe sayarak öğrencileri için mücadele eden Mahmut Hoca. Ya da Hababamın tek mezunu Ahmet’in atandığı köy okulunu kardeş okul seçip yeni bir okul binası yapılması için çaba sarfeden Mahmut Hoca. Her öğretmen Mahmut Hoca’dan bir iz bulmalı kendisinde. Unutulmayacak bir öğretmen olmalı bilgisiyle, sanatıyla insan sevgisiyle.

Öğretmenlik bir çeşit tebliğ mesleğidir, doğruları, güzellikleri, iyilikleri anlatma mesleği… Her yaştan insanı eğiten kişidir öğretmen… Büyüklerimiz “öğrenmenin yaşı yoktur” derken aslında insanın her yaşta bir öğretmene ihtiyacı olduğunu anlatmak istemişlerdir. Hz.Ali “ Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” demekle hem öğrenmenin önemini, hem de öğreticinin kıymetini vurgulamıştır. Yine “ İlim Çin’de de olsa arayınız” sözü ile de insanların vazifesinin sürekli araştırmak ve öğrenmek olduğu vurgulanmıştır. Tabii ki insanların öğrenmeye ve araştırmaya yönelmesi bir öğretici ihtiyacını sürekli kılmaktadır. Bu da öğretmenlik mesleğine ihtiyacı beraberinde getirmektedir. İşe teknik yönden bakıldığında şekil böyledir. Ancak öğretmenlik muhteva olarak, mana olarak hiçbir mesleğe benzemez. Siz bir inşaat bittiğinde işçilerinin kendisine sarıldığı, kucaklaşıp ağladığı, veda törenlerinin yapıldığı bir mühendis göremezsiniz. Ama çok kısa bir süre bile okuttuğu öğrencilerinden ayrılmak öğretmen için de öğrenciler için de çok zordur. Öğretmenlik bir duygu ve gönül bağlama mesleğidir. Ne öğrenciler öğretmenlerini, ne de öğretmenler öğrencilerini asla unutmazlar. Mesleğin hazzını, tadını ancak öğretmenin kendisi anlar, anlatabilir. Mesleğinde çok fazla makam, terfi, yükselme yoktur, ancak ünvanı ne olursa olsun, müdür olsun, genel müdür olsun, başka yüksek bir makama gelsin o yine de Ahmet Hoca’dır, Mehmet Hocadır Ayşe Hocadır. Yani öğretmendir. Memleketin herhangi bir okulunda göreve ilk başladığı haliyledir.

Memleketin en kuş uçmaz kervan geçmez yerlerine gider. Yolu izi olmayan, kışın yolları kapanan, bakkalın, fırının, marketin olmadığı, internetin, telefonun çekmediği, sinemanın olmadığı, dersten çıkınca gidip bir bardak çay içeceği parkların bulunmadığı yerlerde çalışır. Ama yine de halinden şikayet etmez. Bu mesleği isteyerek tercih eder ve severek yapar öğretmen, eli öpülesi öğretmen (Öğrencileri böyle diyor). Eli öpülesidir o. Bir mum gibidir der meşhur söz. Etrafını aydınlatır fakat erir. Ne mutluluk verici bir yıpranmadır bu. Yıllar sonra, adını, yüzünü unuttuğu birinin “hocam ben sizin öğrenciniz Ali, Ayşe, Mehmet, ben de öğretmen oldum, doktorum, avukat oldum” diye karşısına çıkması öğretmenin alabileceği en büyük ödüldür, tadılabilecek en büyük mutluluktur.

Değerli meslektaşlarım…

24 Kasım öğretmenler için özel bir gündür. Bu günde öğretmenler bütün toplumca tekrar hatırlanır, törenler kutlamalar yapılır, ödüller verilir. Ama hiçbir ödül hiçbir öğretmeni, topluma faydalı bir insan yetiştirmek kadar mutlu edemez ve daha değerli değildir. Çünkü:

Öğretmenlik emektir.

Küçücük çocukların minicik elleri ile yazdığı minik yazılara gülümseyerek bakmaktır.

Fakir çocukların öğretmenler gününde aldığı mütevazi hediyedeki gönül bağı ve kocaman sevgisidir.

Öğretmenine günaydın derken hissettiğin tatlı sevgisinden alınan hazdır.

Kenar mahallelerden, uzak, ücra köylerden çıkıp büyük adam olan küçük yürekleri kazanmaktır.

Kim ne derse desin öğretmenlik bir kara sevdadır, sonsuza kadar bitmeyecek bir kara sevda.

İnsanları yetiştiren, onlara şekil veren, topluma kazandıran, fakat kendisi yıpranan, yorulan belki daha sonra da unutulan bütün meslektaşlarımın “Öğretmenler Günü”nü kutlar, başarılar dilerim. Değerli öğretmen arkadaşlarımı saygı ile selamlıyorum.

Hamdi EYİGÜN

Uzman Öğretmen

Tatvan Suffe İlkokulu Müdürü

Tel Çit Tel örgü
Siverek / Şanlıurfa
0 505 351 41 16
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

© 2023 Ramazan Erdoğan Resmi Web Sitesi. Tüm Hakları Saklıdır. Web Tasarım Koray ÇOKOL.